Perşembe, Haziran 11, 2015

Ramazan Ayında Gelen Yoğun Sakız Çiğneme İsteği

Ramazan gelmeden yazıvereyim. Kısaca oruç: gayrimeşru olanlardan başka meşru olan isteklere de hakim olmaya söz vererek çıkılan hakimiyet talimi yolculuğu. Sadece yeme-içmeden kesilmekle değil, kalp, kafa, gönül, hareket yönünden de tutulması elzem olan. Orada burada yazdığı gibi sırf aç insanların halinden anlamak üzere farz kılınmış bir şey değil ayrıca. İnsanın kendine verdiği sözü tutarak, yaratılmış olan diğer her şeye, "sen yoksun, ben varım" demesi. Nefsine tasarruf=evrene tasarruf. hakkıyla tutabilen, bir yıl boyunca irade tamlığı için gereken gücü depolar. Eşref-i mahluk olabilme yolunda bir gerekliliktir. Diğer on bir ayda Allah'ın insanım diyene yakıştırmadığı her/birçok şeyi yapıp, sadece ramazan ayı gelince bahsi geçenlerden el-etek çekmek bir işe yaramıyor yani. Zaten Ramazan ayında "yasaklardan" hakkıyla el-etek çeken, kalan on bir ayda da emirlere aykırı yaşamayacak gücü kendinde bulur, nefsiyle mücadele etme kararlılığını gösterir. Ramazan ayını, "sabaha kadar şirk"e kısa bir mola anlayışıyla geçirmiş olmaz böylece.

Ve evet, sakız çiğnemek orucu bozar. Yıkıldın biliyorum ama hakikat bu. Orucu da kendine uyduramadığına göre, şimdi doya doya sakız çiğneyerek öpüş önüne gelenle.